İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan sağanak, Haramidere çevresinde hayatı durdurdu. Cadde ve sokaklar su altında kalırken, araçlar mahsur kaldı, iş yerlerine su doldu. Yağışın şiddeti kadar, suyun neden biriktiği sorusu da gündeme oturdu. Çünkü Haramidere'de 2012 ile 2016 yılları arasında geniş kapsamlı bir ıslah çalışması yürütülmüştü. O dönem şantiyede çalışan altyapı ustası Kadir Arıca'nın anlattıkları ise tartışmanın merkezine farklı bir başlık yerleştiriyor: denetim ve iş kalitesi.

Arıca, Malatya'da birlikte çalıştığı ustasının çağrısıyla İstanbul'a gelmiş. Kendi ifadesine göre Yeni Doğuş İnşaat adlı aracı firmada işe başlamış ve dere yatağının hazırlanmasından atıksu ile yağmur suyu hatlarının döşenmesine kadar pek çok aşamada görev almış. Dört yıl boyunca aynı havzada çalışan bir ustanın gözlemleri, bugünkü su baskınlarını tek bir nedene bağlamak yerine sürecin bütününe bakmayı gerektiriyor.

Kontrol bacasında görülen çökme ve bildirim zinciri

Arıca'nın aktardığı en çarpıcı ayrıntı, bir kontrol bacasında yaşanan çökmeyle ilgili. Baca içine indiğinde yapıda bozulmalar fark ettiğini söylüyor. Durumu kendi şefine ilettiğini, şefinin de bunu ilgili mercilere aktardığını belirtiyor. Ancak Arıca'nın ifadesine göre, kendisinin orada çalıştığı süre boyunca bu sorun giderilmedi.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken şey, tek bir baca arızasının bütün bir ıslah projesini açıklamaya yetmeyeceği. Yine de böyle bir bildirimin kayda geçmesi ve akıbetinin ne olduğunun bilinmemesi, altyapı işlerinde denetim mekanizmasının ne kadar işlediği sorusunu doğuruyor. Çünkü yeraltında kalan bir yapı, teslimattan yıllar sonra ancak bir afet ya da aşırı yağış sırasında kendini gösteriyor.

Bir ustanın gördüğünü göremeyen sistem

Şantiyelerde hiyerarşi genellikle dikey işler: işçi şefe, şef taşerona, taşeron ana yükleniciye, yüklenici de idareye bağlıdır. Bir sorunun bu zincirde yukarı çıkması zaman alır; geri dönüşü ise çoğu zaman hiç olmaz. Kadir Arıca'nın anlatımı da bu kopukluğun somut bir örneği gibi duruyor. İşçi görevini yapmış, bildirmiş; fakat bildirimin sonucunu görememiş.

'Dök, düzelt, devam et' ne anlatıyor?

Arıca'nın şantiye ortamını tarif ederken kullandığı ifade, işin ritmini de ortaya koyuyor: dök, düzelt, devam et. Bu, büyük altyapı projelerinde sık karşılaşılan bir çalışma mantığı. Takvim sıkışık, metraj büyük, denetim ise çoğu zaman belirli kontrol noktalarında yapılıyor. Bir aksaklık fark edildiğinde hızlıca üstü kapatılıyor ve iş akışı sürüyor.

Bu yaklaşımın kendi içinde bir mantığı var: bir hat tamamlanmadan diğerine geçmek, ağır makinelerin ve ekiplerin boş beklemesini önlüyor. Ancak aynı hız, hataların kalıcı hale gelmesine de yol açabiliyor. Yeraltına gömülen bir hatalı bağlantı, üstü asfaltla kaplandıktan sonra tespit edilse bile maliyeti katlanarak düzeltiliyor. Kaldı ki çoğu zaman tespit edilmiyor.

  • Hafriyat alanlarının büyümesi, çevredeki yapılaşmayla birlikte suyun akış yönünü değiştiriyor.
  • Yağmur suyu ile atıksu hatlarının ayrımı doğru yapılmadığında, yoğun yağışta sistem aynı anda yükleniyor.
  • Kontrol bacaları, yeraltı ağının en kırılgan noktaları; çökme ya da tıkanma olduğunda su yüzeye çıkıyor.

Haramidere neden bu kadar hassas bir havza?

Haramidere, İstanbul'un batısında, hızla yapılaşan bir bölgeden geçiyor. Dere yatağının çevresi son yirmi yılda büyük ölçüde değişti. Sanayi tesisleri, depolar, konut siteleri ve yollar aynı havzada yer alıyor. Bu yoğunluk, yağmur suyunun toprağa sızma imkanını azaltıyor ve suyu doğrudan kanallara yönlendiriyor.

Dolayısıyla bir sağanak sırasında sistemin taşıma kapasitesi, yalnızca boru çapına ya da dere kesitine bağlı değil. Yüzeydeki geçirimsiz alan miktarı, hafriyat dolguları, kaçak bağlantılar ve bakım durumu da belirleyici. Kadir Arıca'nın dikkat çektiği büyüyen hafriyat alanları tam da bu tabloya ekleniyor. Dere yatağına yakın bölgelerde biriken dolgu, hem suyun akışını yavaşlatıyor hem de olası bir taşkında suyun yönünü değiştiriyor.

İşçi güvenliği de aynı tablonun parçası

Arıca'nın anlatımında işçilerin karşılaştığı tehlikeler de yer alıyor. Derin kazılarda, baca içlerinde ve suyla temas eden noktalarda çalışmak, standart bir inşaat işinden farklı riskler taşıyor. Kapalı alanlarda biriken gazlar, ani su gelişi, dar geçitlerde sıkışma riski bunlardan bazıları. Bu risklerin yönetilmesi, ekipman kadar iş organizasyonuna da bağlı. Vardiya düzeni, eğitim ve denetim olmadan altyapı işlerinde güvenlik kağıt üzerinde kalıyor.

14 Ekim sonrası tartışmanın yönü

Sağanak sonrası yaşanan su baskınları, kamuoyunda iki farklı soruyu öne çıkardı. Birincisi, mevcut altyapının kapasitesi yeterli mi? İkincisi, yapılan işler gerçekten istenen kalitede mi teslim edildi? Bu iki soru birbirinden bağımsız değil. Kapasitesi yeterli bir sistem bile, bakımsız ya da hatalı noktalar yüzünden işlevini kaybedebiliyor.

Bir işçinin dört yıl önce gördüğü çökmeyi bugünkü baskınların tek sebebi saymak elbette doğru olmaz. Ancak o anlatı, altyapı projelerinde şeffaf denetim ihtiyacını görünür kılıyor. Yeraltında yapılan işlerin kayıt altına alınması, kontrol noktalarının bağımsız biçimde izlenmesi ve çalışanların bildirimlerinin takip edilmesi, gelecekteki hasarları azaltmanın en somut yollarından biri.

Altyapıda kaliteyi artırmak için ne yapılabilir?

Uzmanların uzun süredir dile getirdiği bazı öneriler var. Bunları bir ustanın anlattıklarıyla birleştirdiğimizde ortaya uygulanabilir bir çerçeve çıkıyor:

  1. Kontrol bacaları ve bağlantı noktaları, kamulaştırma sonrası değil, kullanım sırasında da periyodik olarak denetlenmeli.
  2. Çalışanların ilettiği arıza bildirimleri kayıt altına alınmalı ve kapatılana kadar takip edilmeli.
  3. Yağmur suyu ve atıksu hatlarının ayrımı, bölge bazında haritalanarak güncel tutulmalı.
  4. Dere yatağı çevresindeki dolgu ve hafriyat hareketleri, akış hesabına dahil edilmeli.
  5. Şantiye denetimleri yalnızca evrak üzerinden değil, yerinde ve habersiz yapılmalı.

Bu maddelerin hiçbiri tek başına bir sağanağı önlemez. Ama bir arada uygulandığında, hem yeni yatırımların hem de mevcut ağın performansını artırır. Kadir Arıca'nın anlattığı deneyim, aslında teknik bir raporun satır aralarında kalan insan boyutunu gösteriyor: işi yapan kişi sorunu görüyor, söylüyor, ama süreç onu görmezden geliyor.

Haramidere özelinde atılacak adımlar, İstanbul'un diğer riskli havzaları için de örnek olabilir. Çünkü benzer bir tablo, kentin birçok noktasında tekrarlanıyor. Yağış rejiminin değiştiği, kentleşmenin hız kesmediği bir dönemde altyapıyı yalnızca beton ve boru meselesi olarak görmek yetersiz kalıyor. İşin içinde emek, denetim ve hesap verebilirlik de var.

Sıkça sorulan sorular

Haramidere ıslahı hangi yıllarda yapıldı?

Kadir Arıca'nın anlatımına göre kendisi 2012 ile 2016 yılları arasında ıslah çalışmalarında görev aldı. Bu dönemde dere yatağı hazırlığı, atıksu ve yağmur suyu hatlarının döşenmesi gibi işlerde çalıştı.

Kontrol bacasındaki çökme neden önemli?

Kontrol bacaları, yeraltı kanalizasyon ve yağmur suyu ağının denetim noktaları. Buralarda oluşan çökme ya da bozulma, hattın tıkanmasına ve yoğun yağışta suyun yüzeye çıkmasına yol açabiliyor. Bu nedenle bakım ve denetim açısından kritik yapılar olarak görülüyor.

14 Ekim sağanağında Haramidere çevresinde ne yaşandı?

İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan sağanak sonrası Haramidere çevresinde birçok noktayı su bastı. Cadde, sokak ve iş yerlerinde su birikintileri oluştu. Olay, bölgedeki altyapının kapasitesi ve bakım durumu tartışmasını yeniden gündeme getirdi.

Bir işçinin anlatımı altyapı tartışmasında neden önemli?

Çünkü yeraltındaki işlerin kalitesi çoğu zaman görünmez. Sahada çalışan birinin gözlemleri, resmi raporlara yansımayan aksaklıkları ortaya koyabiliyor. Bu tür tanıklıklar, denetim süreçlerinin nasıl işlediğine dair somut ipuçları sunuyor.

Su baskınlarını önlemek için en etkili yöntem ne?

Tek bir yöntem yok. Hat kapasitesinin artırılması, düzenli bakım, kaçak bağlantıların tespiti, dere yatağı çevresindeki dolgunun kontrolü ve bağımsız denetim birlikte gerekiyor. Bunlardan biri eksik kaldığında sistemin genel performansı düşüyor.